Ana Sayfa - TR Kangal Forum

Tam Versiyon: Köpek Hastalıkları
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyon'a bakınız.
Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11
(Uterusun Dışarı Çıkması)
.

Etkeni Nedir?
Uterusun kendi içinden geçip ters bir şekilde dışarı çıkmasına prolapsus uteri adı verilir. Köpeklerde nadir görülür. Genellikle uterusun gevşek ve atonik bir durumda olduğu doğum sonrası veya yavru atma sonrası şekillenebilir. Köpeklerde kornulardan birinde yavru varken diğer kornuda da prolapsus şekillenebilir.

Hastalığın Gelişimi Nasıldır?
Prolapsus oluşumunda uterus ligamentlerinin uzun oluşu ve şiddetli ıkınmalar predispoze faktörlerdir. Uzun süren güç doğum sonrasında şekillenme olasılığı daha fazladır.
Ayrıca yavru zarlarının atılamadığı durumlarda uterusta kontraksiyonlar devam edeceğinden prolapsus riski artar.
Uterusun prolabe olabilmesi için cervix uterinin açık olması gerekir. Annenin hormon düzeyinin rolü büyüktür. Doğum sonrası yetersiz hormon salgılanması uterusun ve cervix uterusun eski halini almasının gecikmesi prolapsus şekillenme riskini artıran faktörlerdendir.


Sonuç
Prolapsus şekillendi ise reddedilme işlemi geciktirilmemelidir. Çünkü cervix uterinin daralması söz konusudur bu durumdada reddetmek daha güç olabileceği gibi dışarı çıkan uterus ödemleşebilir, enfekte olabilir ve çok ileri durumlarda damarların baskılanmasına bağlı olarak gangren şekillenebilir.
Köpeklerde doğum sırasında kornulardan birinde yavru varken diğer kornunun prolabe olarak dışarı çıkmasıda söz konusu olabilir ancak ender görülür.
Prolapsus uterinin tedavisi operatif olarak yapılır. Dışarı dönmüş uterus temizlendikten sonra içeri konulabileceği gibi laparatomi yapılarakta uterus içeri alınabilir. Genellikle tekrar yavru almak istenmiyorsa uterusun amputasyonu tercih edilir.
Alt çenenin Felci
.

Hastalığın Etkeni Nedir?
Alt çene kaslarının hareketini sağlayan sinirin çeşitli nedenlerle etkilenmesi ve görevini yapamaması durumudur.
Köpeklerde genellikle kavga sırasında oluşan yaralanmalar, alt çene kemiği kırıkları, beyin ödemi ve beyin tümörleri nedeniyle sinirlere baskı sonucunda oluşur.
Ayrıca beyine ait bozukluklara neden olan kuduz ve gençlik hastalığı nedeniyle de ortaya çıkabilir.

Hastalığın Gelişimi Nasıldır?
Sinirde oluşan hasarın derecesine bağlı olarak değişen bir seyir izlenebilir. Sinir üzerinde baskı oluşturan tümör veya ödem gibi etkenler giderildiğinde iyileşme sağlanabilir. Ancak yaralanmalar sırasında sinirlerin kopması veya kuduz hastalığı sırasında şekillenen vakalar geri dönüşümsüzdür.


Hastalığın Belirtileri Nelerdir?
Görülebilecek belirtilerin en önemlisi ağızın kapatılamaması ve çenenin aşağıya doğru sarkık duruşudur. Ağız kapatılamadığından dil dışarıdadır. Çiğneme yapılamadığından, yemeyi istese dahi yiyemez. Yutma refleksi vardır ve normaldir. Ağızda kötü koku ve salya artışı vardır. Bu iki belirti özellikle kuduz ile benzerlik gösterdiğinden paniğe neden olabilir. Ancak kuduzda yutma refleksi kaybolmuştur ve salya artışı buna bağlı olarak görülür.
Intervertebral Disc Hernia
(İntervertabral Disk Fıtığı)
.

Hastalığın Gelişimi Nasıldır?
Öncelikle travmalar ikincil olarak da yaşın ilerlemesi ile kapsulada oluşan deformasyonlar kapsulanın zarar görmesine veya yırtılmasına yol açar. Bunun sonucunda diskin merkezinde yer alan çekirdek yer değiştirir ve bu da omurlar arasında şişkinlik ve baskıya yol açar. Omurlar arasındaki deformasyon değişik şekillerde olabilir. Disk bir çıkıntı şeklinde omurların arasında yukarı veya aşağı şekilde yer değiştirebileceği gibi omurilik kanalına doğru yayılarak da fıtıklaşabilir. Oluşan basıncın şiddetine bağlı olarak sinirler ileri derecede etkilendiğinde veya omurilikte hasar şekillendiğinde hastalık olumlu bir gelişme göstermeyebilir.


Hastalığın Belirtileri Nelerdir?
Görülebilecek en önemli bulgu sırt bölgesinde ağrının varlığı ve buna bağlı olarak sırtın kambur tutulmasıdır. Çoğunlukla yerden kalkmak istemez ve yatar. Yürüyüşü gergin, tutuk ve isteksiz olabilir. Merdiven inmek veya çıkmak, koltuk veya kanapeden atlamak çok tereddütlü yapılır. İlerlemiş olaylarda sinirlerde oluşan baskının şiddeti ile arka bacaklar tamamen kullanılamayabilir ve felçler görülebilir. Böyle bir durumda arka bacaklarda hissizlik ve patella refleksinin olmaması buna karşın anal reflekslerin olması dikkat çekici ve ayırıcı bir bulgudur.
Hastalıktan Nasıl Korunulur?
Özellikle kalıtsal yatkınlığı olan ırktaki köpeklerde düzenli yapılacak röntgen kontrolleri hastalığın erken teşhisi için faydalıdır. Ayrıca aşırı egzersizlerden, omurlar üzerine darbe gelmesinden sakınmak, ters hareketlerden ve düşmelerden korumak genel olarak alınabilecek önlemlerdir.

Sonuç
Özellikle ataksi ve felç gibi sinirsel belirtiler görülmeden veya ilerlemeden teşhis edilmesi hastalığın seyri yönünden önemlidir. Yapılacak operatif müdaheleler ile fıtığın giderilmesi mümkün olabileceği gibi hasta normal fonksiyonlarını da kavuşabilir. Ancak sinir dejenerasyonları şekillendikten sonra hastalık geri dönüşümümsüzdür ve kalıcı arazlara neden olabilir.
Kuyruk Felci
.

Hastalığın Etkeni Nedir?
Genellikle travmalara bağlı olarak kuyruğun hareketini sağlayan sinirlerin zarar görmesi nedeniyle ortaya çıkar. Özellikle kuyruk omurları veya omurların kuyruğa yakın son bölümünde meydana gelen kırıklarda sinirlerin zarar görmesi kuyruk felcinin oluşumunda en önemli nedenlerden biridir. Ayrıca kuyruğun ezilmesine bağlı olarak da şekillenebilir.

Hastalığın Gelişimi Nasıldır?
Omur kırıklarına bağlı gelişen olaylarda arka bölümü uyaran diğer sinirlerin de zarar görme olasılığı yüksektir ve bu nedenle çoğunlukla arka bacaklarda, anüs ve idrar kesesi sfinkterlerinde (büzücü kaslar) felç olayları ile birlikte görülme oranı yüksektir. Bu vakalarda genellikle gelişim pek iyi değildir ve arazlar kalıcı olabilir.
Hastalığın Belirtileri Nelerdir?
Kuyruğun hareketsiz olarak arka bacakların arasında duruşu gözlenebilen en önemli belirtidir. Tuvaletini yaparken dahi kuyruğu kaldıramaz bu nedenle kuyrukta kirlenmeler oluşur. Kuyruğu kaldırıp bırakıldığında dirençsizdir ve hemen düşer. Röntgen bulgularında omurlarda kırığın varlığı söz konusu ise teşhisi destekleyen önemli bir bulgu olarak değerlendirilebilir.


Sonuç
Sinirlerde oluşan hasar ileri boyutta değilse sinirin kendini yenileme olasılığı vardır. Ancak ileri boyutta bir hasar özelliklede omur kırıkları tespit edildi ise en uygun tedavi operatif olarak kuyruğun alınmasıdır. Aksi taktirde yaralanmalara bağlı enfeksiyonlar veya gangren gelişebilir.
Epilepsy
(Sara)
.

Hastalığın Belirtileri Nelerdir?
Vücudun belli bir bölümünü etkileyen bölgesel nöbetler ve genel nöbetler olmak üzere iki guruba ayrılır. Bölgesel olanın kökeninde genellikle beyinden kaynaklanan bir sorun vardır.
Genel olan da kendi içinde grand mal ve petit mal olarak ikiye ayrılır.
Grand mal daha sıklıkla görülür. Kriz sırasında hasta genellikle yere düşer, kendini kontrol edemez sanki birilerine tekme atıyormuş veya yüzüyormuş gibi hareketler yapar. Çoğu zaman bol miktarda salya vardır. Çiş ve kaka yapabilir.
Fakat en kötüsü grand mal formunda hastanın nöbetlerden saatlerce çıkamamasıdır. Bu olayda bir nöbet bitmeden diğeri devreye girer. Bu durum uzun sürerse ölüm ortaya çıkabilir. Fakat diğer durumlarda genellikle ani bir ölüm durumu görülmez.
Petit mal da hasta kriz geçirmez. Fakat bilinç kaybı oluşur. Sanki şok geçirmiş gibi etrafa boş boş bakar.
Bazen görülen gizli nöbetlerde hasta sadece birkaç saniye boyunca nöbet geçirir. Hasta ayıktır yere düşmez fakat şaşkındır. Bu tür nöbetlerin sebebini bulmak hemen hemen imkansızdır.


Hastalıktan Nasıl Korunulur?
Nöbet esnasında öncelikle panik yapmamalı ve soğukkanlı olunmalıdır, Nöbet geçireceğini anladığınızda eğer düşme pozisyonu olabilecekse kafasını ve vücudunu yaralamaması için gerekli tedbir alınmalıdır, Elinizi onun ağzına götürmeyin. Çünkü bilinci yerinde olmadığı için elinizi çok kötü yaralayabilir. Nöbet esnasında aşırı gürültüden ve telaşlı haraketlerden kaçının, Eğer 1-2 dakika kadar sürüyorsa nöbet bitiminden sonra, fakat daha uzun sürebilecek gibiyse en kısa zamanda doktorunuzla görüşün. Hekiminize nöbetlerin sıklığı ve süresi konusunda ayrıntılı bir rapor vermelisiniz.

Sonuç
Hastalığın kesin bir teşhis yöntemi olmadığı gibi kesin bir tedaviside yoktur. Yapılan işlemler genelde hastanın nöbetlerini azaltmaya ve hafifletmeye yöneliktir. Mümkün olduğu kadar heyacanlı yapıdaki hastaların heyacanlanmasını önlemeye çalışılmalıdır. Bu açıdan bakıldığında kısırlaştırma en azından hormonal kaynaklı heyacanların önüne geçeceği için önerilebilir.
Diabetes Mellitus
(Şeker Hastalığı)
.

Hastalığın Etkeni Nedir?
Pankreas bezinin vücudun ihtiyacı olan insülini yeteri kadar salgılayamaması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Genetik faktörler, adrenokortikotropik, östrojen ve progesteron gibi hormonların fazlalığı da insülin metabolizmasına etki ederek glikoz ve insülin arasındaki dengenin bozulmasına neden olabilir.

Hastalığın Gelişimi Nasıldır?
İnsülin vücudun glikoz mekanizmasında rol oynayan hormondur. Karbonhidrat, yağ ve proteinler ile alınan glikoz barsaklardan emildikten sonra karaciğerde glikojen halinde depolanır ve gerektiğinde kana glikoz olarak verilir. Bu mekanizmada insülinin eksikliği durumunda kanda glikoz miktarı yükselir.
Hastalığın orta yaşlı veya yaşlı köpeklerde, çoğunlukla da dişi köpeklerde şekillenme oranı daha yüksektir. Hastalık üç şekilde sınıflandırılmaktadır. Bunlar;
Tip 1; Pankreasta insülinin salgılanmasıyla görevli betahücrelerinin yetersizliğine bağlı olarak insülin salgılanmasının azlığına bağlıdır. Genetik faktörler nedeniyle şekillenme olasılığı yüksektir.
Tip 2; Pankreasta insülin salgılanması vardır ancak kanda glikoz düzeyinin yükselmesi söz konusudur. Buna bağlı olarak yükselen glikoz düzeyi beta hücrelerini uyararak daha fazla insülin salınmasına neden olmaktadır. Zamanla artan uyarılar nedeniyle beta hücrelerin insülin salgısının azalması sonucu oluşmaktadır. Şişman köpeklerde görülme oranı daha yüksektir.
Tip 3; Bu tip diabet oluşumunda klinik belirtiler olmaksızın kanda şeker seviyesinin yükselmesi söz konusudur. Pankreas beta hücrelerinde dejenerasyona bağlı olarak şekillenmektedir. Trauma, enfeksiyon, neoplaziler gibi akut pankreatite neden olan etkenlerin varlığında görülme oranı yüksektir.
Şeker hastalığının, özellikle gizli şeker (Tip 3) oluşumunda genetik faktörler önemli rol oynamaktadır. Golden retriever, keeshound gibi ırklarda kalıtsal olarak şekillenebildiği gibi, minyatür poodle, dachshund ve terrier ırkı köpeklerde genetik olarak hastalığa yatkındır.


Hastalığın Belirtileri Nelerdir?
Klinik olarak hastalığın ilk görülen spesifik belirtileri, fazla idrar yapma, çok su içme ve aşırı yeme isteğine rağmen zayıflamadır.
Aşırı su kaybına bağlı olarak dehidrasyon şekillenir ve çabuk yorulmalar başlar. Şiddetli dehidrasyon olan durumlarda beyin hücrelerininde dehidre olmasına bağlı olarak sinir sistemine ait bozukluklar ve depresyon görülebileceği gibi üremi, pankreatitis ve karaciğer problemleri gibi komplikasyonların şekillendiği durumlarda iştahsızlık, kusma, ishal, zayıflama, derin hızlı solunum ve koma oluşabilmektedir.
Karaciğerde hasarın fazla olduğu durumlarda sarılık ve karın bölgesinde sancı görülebilir.
Ayrıca köpeklerde her iki gözde yavaş ilerleyen bir katarakt gelişimi ve zamanla körlük oluşması, ağızda ve idrarda aseton kokusu yanında iyileşmeyen deri lezyonları da diabetin spesifik belirtilerindendir.
Hastalığın ilerlemiş durumlarında nefritis, pnömoni, aşırı zayıflama ve şeker koması oluşmasına bağlı olarak ölüm şekillenebilir.


Hastalıktan Nasıl Korunulur?
Köpeklerde aşırı su içme ve sık idrara çıkma çoğunlukla önemli bir hastalığın habercisidir. Böyle bir durumla karşılaştığınızda hemen veteriner hekiminizle görüşerek bilgi alınız. Şeker hastası köpeklerin bakımı oldukca zordur ve çok dikkat gerektirir. Hastaların yaşamı sık kontrollere ve sıkı bir bakıma bağlıdır. Bu nedenle veteriner hekiminizin hastalık hakkında vereceği bilgilere ve tedaviye tamamen bağlı kalmalısınız. Aksi takdirde bir çok komplikasyon sonucu hastanızın yaşam kalitesinin hızla düştüğüne şahit olabilirsiniz.

Sonuç
Hastalık aylar ve yıllar boyu klinik semptomlar görülmeden sürebileceği gibi aşırı dehidrasyon, kaşeksi ve koma sonucu ani ölümler de şekillenebilir. Hastalığın tedavisi ömür boyu süren diet ve insülin tedavisi ile mümkündür.
Diabetes Insipidus
(Şekersiz Diyabet)
.

Hastalığın Etkeni Nedir?
Şekersiz diabet olarak da bilinen hastalık, hipotalamusda sentezlenip, hipofizde depolanan antidiüretik hormonun sentezinin veya salgılanmasının yokluğu ve yetersizliği nedeniyle şekillenebilir.

Hastalığın Gelişimi Nasıldır?
Diabetes insipidus;
Hipofizer diabetes insipidus
Nefrojenik insipidus olarak iki formda görülür.
Hipofizer formda; hipofiz bezindeki veya nöröhipofizel hat boyunca oluşan bir aksaklığa bağlı olarak hormonun sentezlenmesinin veya salgılanmasının engellenmesi nedeniyle şekillenen hormonal bir durum söz konusudur. Şekillenmesine, beyinde hemorajiye neden olan traumalar, tümöral oluşumlar, kistler ve enfeksiyonlara bağlı olarak da şekillenebilir.
Nefrojenik formda; antidiüretik hormon düzeyi kanda yeterli olmasına karşın böbreklerde suyun geri emiliminin olmaması söz konusudur ve idrarın konsantre olmamasına bağlı olarak hastalık şekillenir.
Doğmasal ve edinsel nedenlere bağlı olarak gelişebilir. Şekillenmesine böbrek tubuluslarında fonksiyonel bozukluk yaratan kronik böbrek yetmezliği, pyelonefritis, polikistik börek hastalıkları neden olabileceği gibi hiperkalsemi, hipokalemi, hiperadrenokortikoizim, hipoadrenokortikoizm,ve bazı ilaç toksikasyonlarına bağlı olarak da şekillenebilir.


Hastalığın Belirtileri Nelerdir?
Hastalığın en belirgin semptomu aşırı idrar yapmadır. Buna bağlı olarak çok fazla su içme isteği vardır ve ilerleyen durumlarda vücudun aşırı su kaybetmesi ve aşırı zayıflama görülebilir.
Nefrojenik diabetes insipidusta bu belirtiler yanında hastalığın şekillenmesine neden olan asıl hastalık belirtileride görülebilir.
Ayrıca doğmasal olarak şekillenen nefrojenik diabetes insipidusta gelişmede gerilik, mide şişkinliklerine bağlı kusmalar da şekillenebilir.


Sonuç
Diabetes insipidus olayları köpeklerde seyrek şekillenen bir hastalıktır ve asıl nedenin ortadan kaldırılması ile tedavisi mümkündür.
Hypoglycemia
(Düşük Kan Şekeri)
.

Hastalığın Etkeni Nedir?
Kan glikoz seviyesinin aşırı düştüğü durumlarda ortaya çıkan bir hastalıkdır. Oluşumunda başlıca iki etken vardır. Bunlardan biri stres diğeri ise pankreas’dan aşırı insülin salgılanmasıdır.
Hastalık; özellikle küçük ırklarda ve genç köpeklerde görülür. Genç köpeklerde görülme nedenlerinin başında hiperaktivite, beslenmedeki yetersizlikler veya paraziter enfeksiyonlar sayılabilir.

Hastalığın Belirtileri Nelerdir?
Düşük ateş
Titreme
Bayılma
Kusma
İshal görülebilen belirtiler arasındadır.


Hastalıktan Nasıl Korunulur?
Eğer hastalığın sebebi yetersiz beslenme veya aşırı hareket ise bu durum kolaylıkla düzeltilebilir. Ancak hastalığın sebebi karaciğerin glikozu glycogen olarak depolamasını engelleyen veya şekerin yemekten absorbe edilmesini engelleyen intestinal bir hastalık ise hypoglycemia kronikleşir ve hayati tehlike yaratabilir. Hasta, düşük şeker düzeyi yüzünden halsiz ve hareketsiz ise bal veya yüksek şeker içerikli şerbetler verilebilir. Ancak hasta yinede iyileşmezse veya bu halsizlik periyodları sıklaşırsa veteriner hekiminizin düşük kan şekerinin altında yatan sebepleri bulması gerekecektir.

Sonuç
Eğer hastalığın sebebi yetersiz beslenme veya aşırı hareket ise bu durum kolaylıkla düzeltilebilir. Ancak hastalığın sebebi karaciğerin glikozu glycogen olarak depolamasını engelleyen veya şekerin yemekten absorbe edilmesini engelleyen intestinal bir hastalık ise hypoglycemia kronikleşir ve hayati tehlike yaratabilir. Hasta, düşük şeker düzeyi yüzünden halsiz ve hareketsiz ise bal veya yüksek şeker içerikli şerbetler verilebilir. Ancak hasta yinede iyileşmezse veya bu halsizlik periyodları sıklaşırsa veteriner hekiminizin düşük kan şekerinin altında yatan sebepleri bulması gerekecektir.
Hyperadrenocorticism
(Cushing Hastalığı)
.

Hastalığın Etkeni Nedir?
Hastalığın sebebi vücutta aşırı glucocortikoid üretimidir. Hipofiz bezi tarafından üretilen ACTH hormonu, adrenal bezleri etkileyerek tüm sistem için gerekli olan glukokortikoid hormonunu ürettirir. Bu sistemde bir aksama olduğunda yani hipofiz bezi veya adrenal bezlerde oluşan herhangi bir bozukluk aşırı glucokortikoid üretimine sebeb olur. Bu durumda hyperadrenocorticism ortaya çıkar ve böbrekler, sinir sistemi, iskelet ve kas sistemi, solunum sistemi, kalp ve deri etkilenir.
Hastalık daha çok orta veya ileri yaşlı köpeklerde görülür.
Hastalığın oluşmasındaki etkenler genel olarak üç bölümde incelenebilir. Bunlar
Hipofiz bezinden köken alan hyperadrenocorticism
Adrenal bezlerden köken alan hyperadrenocorticism
Iatrogenic hyperadrenocorticism
Adrenal bezlerden yada hipofiz bezinden kaynaklanan hyperadrenocorticism’in sebebi tümörlerden olabilir.
Iatrogenic hyperadrenocorticism'in genel sebebi olarak ise sürekli ve fazla miktarda steroid kullanımı gösterilebilir.


Hastalığın Belirtileri Nelerdir?
Hastada iştah aşırı derecede artmıştır,
Çok aşırı su içme ve idrar yapma vardır,
Karın bölgesinde yavaş yavaş gelişen bir büyüme söz konusudur,
Deri oldukça incelir,
Yerine gelmeyen tüy kayıpları ve seyrelmeler görülür,
Karın bölgesindeki damarlar belirgin bir şekilde göze çarparlar,
Hastada depresyon görülebilir,
Kaslar zayıflamış ve yumuşamıştır,
Deride renk değişimleri olabilir.


Hastalıktan Nasıl Korunulur?
Hastalık oldukça yavaş geliştiği için genelde yaşlılığa bağlanır ve hastalık saptandığında oldukça gecikilmiştir.
Hasta sahibi köpeğini çok iyi tanımak ve alışkanlıklarını bilmek zorundadır. Böylece iştahdaki değişimler, derideki değişimler, sık su içme ve sık idrar yapma gibi semptomlar takip edilerek hastalık teşhisi daha önce konulabilir.
Iatrogenic hyperadrenocorticism’in sebebi olan, aşırı dozlarda steroid kulla
Hypoadrenocorticism
(Addison Hastalığı)
.

Hastalığın Etkeni Nedir?
Hastalık adrenal bezlerin salgıladığı glucokortikoid ve mineralocortikoid seviyesinin düşmesi ile ortaya çıkar. Minerolocortikoidler vücutta sodyum ve potasyumun elektroliz edilmesinde kullanılırlar.
Eğer mineralocortikoid seviyesi düşerse metobolizma ve sodyum potasyum dengesi alt üst olur. Bununla beraber kardiovasküler sistem, sindirim sistemi, böbrekler ve sinir sistemi etkilenebilir. Hastalığın ortaya çıkmasındaki neden, hipofiz bezinin tümörü veya ACTH üretmemesi, bazı granulomatous hastalıklar veya ilgili bezlerin hasarlarıdır.
Hastalık köpeklerde çok yaygın olmasada genelde genç veya orta yaşlı köpeklerde görülür. Dişi köpekler erkek köpeklere göre daha fazla risk altındadır.

Hastalığın Belirtileri Nelerdir?
Kilo kaybı,
Halsizlik ve uyku hali,
Kusma,
Çok su içme,
Çok sık idrar,
Depresyon,
Dehidrasyon,
Tüy kaybı,
Zayıf nabız,
Hastalık diğer hastalıklarla karışabildiğinden ayırıcı tanı için bir çok tahlil gerekmektedir.


Hastalıktan Nasıl Korunulur?
Hastalık oldukça yavaş gelişir. Bu yüzden semptomların ortaya çıkışı belirgin değildir ve hastalık gözden kaçırılabilir. İyi gözlem yapma ve çıkan semptomları değerlendirme önemlidir. Ayrıca özellikle stres, sodyum ve potasyum dengesini etkileyeceğinden hastayı mümkün olduğu kadar stresden uzak tutmak gereklidir. Çünkü bu bazen addisonian krizleri adı verilen şok durumlarına neden olur.
Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11
Referans URL